Umut dolu bir sezona hazırlanıyoruz

Dünya zeytinyağı piyasasında 2026-2027 sezonuna ilişkin ilk beklentiler oluşmaya başlarken, sektörün artık iklim koşullarına son derece duyarlı hale geldiği ve dalgalanmalara açık bir yapıya dönüştüğü net olarak görülebiliyor.

Son yıllarda kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve düzensiz yağış rejimleri üretim miktarlarında sert değişimlere neden olurken; küresel arz, stok ve fiyat dengeleri de yaşanan koşullara paralel olarak her sezon yeniden şekilleniyor.

Uluslararası Zeytin Konseyi’nin (IOC) 2025-2026 sezonuna ilişkin son değerlendirmelerine göre bu sezon dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık 3 milyon 440 bin ton seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

2026-2027 sezonuna ilişkin ilk piyasa beklentileri ise özellikle İspanya’daki çiçeklenme ve meyve tutumu dönemine odaklanmış durumda. Akdeniz genelinde ilkbahar yağışlarının olumlu seyretmesi yeni sezona ilişkin iyimserliği artırırken, uzmanlar asıl belirleyici unsurun yaz aylarında yaşanacak sıcaklık stresi olacağını vurguluyor.

BEKLENTİ 1.5-2 MİLYON TON

Son üç sezonda küresel fiyatların ana belirleyicisi olan İspanya’da üretimin yeniden güçlü seviyelerde kalması bekleniyor. 2025-2026 sezonunda yaklaşık 1 milyon 372 bin tonluk üretim öngörülürken, sektör çevrelerinde 2026-2027 sezonu için 1.5 ile 1.7 milyon ton bandına ulaşılabileceği yönünde değerlendirmeler de yapılıyor. Özellikle Endülüs bölgesindeki yağışlar ve toprak nemindeki toparlanma Avrupa piyasalarında fiyat baskısını azaltan temel unsur olarak görülüyor.

AB genelinde ise gelecekte üretimin yeniden 2 milyon tonun üzerinde dengelenmesi ihtimal dahilinde değerlendiriliyor. Bu durum, son yıllarda yaşanan arz krizinin kısmen hafiflemesine katkı sağlasa da sektör artık eski ‘bol stoklu’ dönemlerden oldukça uzak. Küresel stokların hâlâ kırılgan olması piyasayı iklim risklerine karşı hassas tutmaya devam ediyor.

TÜRKİYE’NİN AĞIRLIĞI ARTIYOR

Türkiye açısından bakıldığında ise tablo daha karmaşık, ancak umut verici sinyaller de barındırıyor. 2026 kış ve ilkbahar döneminde birçok üretim bölgesinde yağışların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi özellikle toprak nemi ve ağaç gelişimi açısından olumlu bir zemin oluşturdu. Bu durum, 2026-2027 sezonuna ilişkin rekolte beklentilerinin yeniden yukarı yönlü şekillenmesini sağladı.

2025’te etkili olan kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve periyodisite etkisi üretimde ciddi kayıplara yol açmış, özellikle dane gelişimi ve yağ randımanında belirgin düşüşler yaşanmıştı. Birçok bölgede hem verim kaybı hem de kalite üzerinde baskı oluşurken, üreticiler artan maliyetlerle birlikte oldukça zorlu bir sezon geçirmişti.

Bununla birlikte Türkiye, son 5 yıllık ortalamalar dikkate alındığında artık dünya zeytinyağı piyasasının en önemli üretici ülkelerinden biri hâline gelmiş durumda. Genişleyen zeytinlik alanları, modern tesis yatırımları ve ihracat kapasitesi sayesinde ülkemizin küresel piyasadaki ağırlığı artıyor.

ABD HALA EN BÜYÜK İTHALATÇI

Tüketim tarafında ise ABD, dünyanın en büyük ithalatçısı konumunu koruyor. Brezilya, Kanada, Japonya, Çin ve Avustralya gibi pazarlarda da zeytinyağı tüketimi artış eğilimini sürdürüyor. Özellikle sağlıklı beslenme eğilimlerinin güçlenmesi, küresel talebin uzun vadede büyümeye devam edeceğine işaret ediyor.

Öte yandan, yeni sezonda fiyat rekabetinin daha sert yaşanması bekleniyor. İspanya’daki toparlanma, dünya piyasalarında fiyatların önceki 2 yılın zirve seviyelerinden geri çekilmesine neden olurken; Tunus ve Fas gibi daha düşük maliyetli üreticilerin agresif ihracat politikaları da rekabet baskısını artırıyor.

Ülkemizde ise işçilik, enerji, finansman, ambalaj ve lojistik maliyetlerindeki artış üreticiler ve ihracatçılar üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Döviz kuru ile maliyet artışları arasındaki dengesizlik de özellikle ihracat tarafında rekabet gücünü zorlayan temel unsur olarak öne çıkıyor.

HEM SINAV HEM DE FIRSAT

Sektöre daha bütüncül bir pencereden bakacak olursak, dünya zeytinyağı piyasasında üretim miktarının tek başına belirleyici bir unsur olmaktan çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Artık kalite, markalaşma, sürdürülebilir üretim ve katma değerli ihracat giderek daha belirleyici bir rol üstleniyor. Küresel arzın iklim koşullarına bağlı olarak kırılgan kalmaya devam ettiği bu yeni dönemde, doğru strateji geliştirebilen ülkeler önemli bir avantaj sağlıyor.

2026-2027 sezonu bu açıdan ülkemiz için hem dikkatli yönetilmesi gereken bir sınav hem de önemli fırsatlar barındıran bir dönem olacak gibi görünüyor. Özellikle kaliteli üretim, güçlü ihracat ağı ve sürdürülebilir maliyet yönetimi sağlayabilen üretici ve firmaların küresel pazarda çok daha güçlü bir konuma yükselmesi mümkün görünüyor.

Yazarın Diğer Yazıları

ÜCRETSİZ KEŞİF 0542 246 88 33 WHATSAPP HATTI