Nizip’te ‘Demeter’in bereketi zeytine - SABRİYE KOCABALKAN

‘Yeşil Nizip’ cümlesinin içinde saklı Nizip zeytininin hikayesi…

Mezopotamya’nın yeşilliğini yansıtan, yaz-kış demeden yaşatan zeytin ağaçlarının bu tanımlamaya katkısı şüphesiz…

Oleaceae familyasının bir üyesi olan zeytinin anavatanın Güneydoğu Anadolu’yu da içine alan Mezopotamya olduğu biliniyor.

Hatay, Kahramanmaraş ve Mardin şeridinde zeytin ağacının en alt türüne rastlanmış olması bu yargıyı kesinleştiriyor.

Dünyada kültürü yapılan zeytinin yayılışının üç ana koldan olduğu varsayımları ise bir başka konu.

Bölgede doğal olarak yetişen zeytinlerin alt varyeteleri ve zengin biyolojik çeşitliliğini görmek mümkün.

‘Nizip Yağlık’, ‘Halhalı’ (Derik), ‘Eğriburun’, ‘Kalembezi’, ‘Hamza Çelebi’, ‘Kan Çelebi’ gibi orijini Nizip’te olan çeşitlere sahip bölgede en bilinen ve yaygın olan çeşit ise ‘Nizip Yağlık’…

Gelecekteki iklim değişikliğine bakarak Nizip’in zeytincilikte ilerleyeceğini öngörmekle beraber, fıstık gibi güçlü bir rakibi olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Konu tamamen ekonomik.

Ancak Nizip’in ikliminde susuzluğa dayanıklı çeşitler aroması yüksek zeytinyağının elde edilmesini sağlıyor.

Butik üretimde çok yeniler.

İleriye doğru bir yöneliş olsa da bölgenin bu konuda bir bütünlüğe ihtiyacı var.

MARKALAŞMA BURADA DA İLK SIRADA

Geleneksel Nizip Zeytinyağı Festivali’nde gerçekleştirilen panelde, Nizip’in mevcut zeytinlerinin kullanım alanının sabun yapımından nitelikle zeytinyağına geçiş süreci konuşuldu.

Neler yapılmalı, hangi adımlar atılmalı, markalaşma sürecinde neler olmalı vs. üzerine tartışıldı.

Görülen o ki, ülkemizde butik zeytinyağı üreticilerinin temel sorunlarının başında yer alan markalaşma, pazarlama ve tabii ki satış konusu burada da gündemin ilk sırasında.

Orijinin gücünü ortaya çıkaran zeytinyağı her zaman fark yaratır.

Bölgenin kültürel zenginliği ile birleşince bu fark büyük bir güce dönüşür.

Bu gücün en büyük faydasını da bölge ve halkı görür.

Nizip kendi yerel çeşitlerine sahip çıkarak, kendi kültürünün figürlerini de taşıyan hikayeleri ile örülen pazarlama stratejisini birleştirirse Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ayrıcalıklı konuma geleceği şüphesiz.

BOLLUK VE BEREKET TANRIÇASI DEMETER

 

Fırat’la ilgili tanrıları batı bitişiğinde kare sığ bir havuz içinde buğday başakları ve çiçeklerle taçlandırılmış, sol omuzu üzerinde bereket boynuzu olan toprak ve ürün tanrısı ‘Demeter’ büstünün olduğu mozaik bölgeye ait.

Mozaik ustası, önce suyu Fırat Nehir tanrılarının olduğu havuzdan geçirip sonra bolluk ve bereket tanrıçası Demeter’in bulunduğu havuza ileterek Fırat’ın çevresine sunduğu bolluk ve bereketi tasvir edip, ürün ve üreten denklemini kurgulamış.

Günümüzde Demeter’i bölgenin bereket ve bolluk tanrıçası kabul etmek mümkün.

Bu mozaiği Zeugma Müzesi’nde görebilirsiniz.

Şunu da hemen eklemeliyim ki, Zeugma’nın gerçek yeri Nizip’te Belkıs Köyü’nde.

Kazılar halen devam ediyor.

Yanında bir güçlü Fırat ve devamında gelen Birecik Barajı…

ZEYTİNİN İZİNDE BİR ROTA BELİRLEYİN

Güneydoğu Anadolu’nun aroması yüksek nitelikli zeytinyağlarını gelecekte daha çok konuşacağız.

Markalaşmada kültüründen ayrılmayan hikayelerin başarısı tartışmasız.

“Zeytin ağaçlarını ve antik kentleri takip ederek Güneydoğu Anadolu’da geçmişin izleri üzerinden bir rota çizin” derim.

Gastronomi şehri olan Gaziantep’te Nizip’ten başlayın, Kilis’e geçin.

Şanlıurfa’ya, Adıyaman’a yolunuzu düşürün.

Mardin’e uğramadan tabii ki olmaz.

Zeytinin doğduğu topraklarda tarihin ve doğanın içinde bambaşka bir dünya ile tanışın.

Bölge halkının sıcak ağırlamaları sizleri şaşırtsın.

Gözünüzün, gönlünüzün doyacağı, tarihin içinde yol alacağınız, damağınızın şenleneceği güzel bir zaman geçirin.

Fırat’ın kenarında Mezopotamya’da bir soluklanın.

Taş Tepeler sizi alsın, başka bir zamana götürsün.

Elde dokunan kumaşlarla atkılar, eşarplar sizi yumuşakça sarsın.

Yaptığınız yolculukta sadece zeytin ağaçları değil, coğrafyamızın zenginliği sizi şaşırtsın.

Yazarın Diğer Yazıları

ÜCRETSİZ KEŞİF 0542 246 88 33 WHATSAPP HATTI