Çözüm entegre zeytinyağı fabrikaları - Alper Alhat

Akhisar ve çevre ilçelerinde toplam 128, tüm Türkiye’de ise bin 600 civarı zeytinyağı fabrikası sektörümüze hizmet ediyor.

Bilindiği üzere, çoğu zeytinyağı fabrikası, ‘değirmenci modeli’ çalışır.

Yani müstahsilin getirdiği zeytin meyvesini yağa işler, yağın bir kısmını da emeğinin karşılığı hak olarak alır.

Yağ alınırken sekonder çıktılar, yani yan ürünler de elde edilir.

Bunlar da fabrikacıya kalır. 

Eskiden suyunu değerlendirmekle uğraşmaz, dereye salar, kuru prinasını prina fabrikasına satarlardı.

Ele geçen toplu parayla elektrik faturasını öderler, makine, bina, araç bakım veya yenileme ihtiyaçlarını görürlerdi.

Genel kuraldır:

Tüm sekonder çıktılar ya değerli ürün olarak kullanılır ya da bertaraf edilmesi gereken atık olarak önümüze gelir.

Ki, bu da ekstra maliyet demektir. 

Yani kullanabilirsen para, satamazsan bela! 

Geldiğimiz süreci hatırlarsak, dediğim gibi, atalarımız kuru prinayı prina tesislerine satıldığı için değerli bir yan ürün olarak kabul ettiler.

Ancak suyunu bir yerde kullanmayı düşünmedikleri için, (kurtulması gereken bir atık gibi gördüklerinden) zeytinyağı fabrikalarını, deniz, göl veya bir dere kenarına kurup suyunu bu ortamlara boşalttılar.

Çevre bilinci geliştikçe bu kontrolsüz deşarjlar tepki çekti.

Çözüm arayışlarında ne yazık ki, kullanma ve değerli ürün yapmak yerine, arıtma, bertaraf etme gibi yanlış ve çıkmaz sokaklara girildi.

Belki de bilinçli olarak çıkar amaçlı yanlış yönlendirmeler oldu.

***

Bunu şimdilik bir kenara koyalım. 

Karasuyu yıllarca öcü gibi gösterdiler. 

Doğru kullanmasını bilmiyorsan ve doğaya kontrolsüzce salıyorsan, ürünün suçu ne?

Kullanması bilmediğin her şey tehlikeli ve zararlı olabilir. 

Teksas’ta eskiden çiftçiler su çıkarmak için kazdıklarında petrol çıktığını görünce, “Yine bu kara pis yağlı su çıktı” diye çok üzülürlermiş.

Karasuyun içeriği aslında çok değerli bileşiklerle dolu.

Örneğin, ilaç ve kimya sanayinde kullanılabilecek polifenoller var. 

Zeytinyağının ppm (milyonda bir) düzeyindeki polifenolü için güzellemeler yazılırken, burada tonlarcası boşa gidiyor ama kimse farkında değil. 

Potasyum var, fosfor var, çeşitli iz elementler ve vitaminler var. 

Aslında zeytinin sekonder ürünleri ileri derece işlenip katma değerleri artırılsa, zeytinyağından bile daha pahalı satılabilecek ürünler elde edebiliriz.

Zaten fabrikacıları 2 faza geçirirken toplantılarda söylenen şuydu:

“Küçük ölçekli fabrikacılar bu katma değerli ürünlere yatırım yapamaz.

Prina tesisleri bu yan ürünleri en iyi şekilde işleyecek teknolojilere, büyük ölçek sayesinde rahatlıkla yatırım yapabilir.

Sektöre yük olmadan karasuyu sorun olmaktan çıkarırlar.

Maliyet değil, sektöre yeni kazançlar getirecekleri için desteklenmesi gerekir.”

***

Peki sonuç ne oldu?

Bütün fabrikaların suyu prina tesislerine toplandı, şimdi onlar derelere veriyor. 

Ne değişti?

Koku daha fazla, çevre kirliliği daha fazla, ama zeytinyağı fabrikalarının prina gelirleri gün geçtikçe azalıyor.

Hatta duyduğumuz kadarıyla prina tesisleri tekelleşmeye başladığı için artık para vermek yerine para almayı düşünüyorlarmış.

Bunun ucu hepimize dokunur. 

Bir gelir kapısı kapanıp bir gider kapısı açılırsa fabrikacı da mecburen çiftçiden daha çok hak ister.

Eğer prina tesisleri bu sulu prinayı değerlendiremiyorsa, değerli ürüne çevirip para kazanamıyorsa…

Fabrikacılara dönüp, prinayı alırken, “Artık para veremeyeceğiz, hatta para istemek zorundayız” diyorsa…

Suyu çevreye salmaya devam ediyorsa, kusura bakmayın kartlar yeniden karılır.

Kimse merak etmesin, “Tamamen en başa dönelim, prina tesisi yerine, eskisi gibi karasuyu fabrikalar derelere salsın” gibi bir şey demeyeceğim. 

Hele hele, “Biz bunu arıtırız veya kuruturuz” gibi saçmalıklara hiç başvurmayacağım.

***

İmkân ve kabiliyetlerimiz çerçevesinde ayakları yere basan basit bir projemiz var.

Daha ileri prosesler ve yüksek katma değerler mümkün ama biz merdivenin birinci basamağından başlayacağız.

TKDK’ya başvurup zeytinyağı fabrikaları için yeni bir destek modeli oluşturmalarını isteyeceğiz.

Her fabrikaya çekirdek çıkarma ve ikinci ekstraksiyon için 3 faz dekantör hibesi ve veya sübvansiyonlu kredi desteği talep edeceğiz.

Bir yem fabrikası ile görüştüm, çekirdeksiz az yağlı prina ne kadar varsa satın alabileceklerini ve yemde kullanabileceklerini beyan ettiler. 

Çekirdek zaten değerli bir yakacak, onu söylemeye bile gerek yok.

Karasu ise çiftçilere geri verilecek, onlar da kendi bahçelerine bedava sıvı gübre olarak kullanacaklar.

Bu kadar basit. 

Kirletme yok. 

Ekstra maliyet yok. 

Verimlilik var. 

Gelirler var.

 

ALPER ALHAT

AKHİSAR TİCARET BORSASI BAŞKANI

Yazarın Diğer Yazıları

ÜCRETSİZ KEŞİF 0542 246 88 33 WHATSAPP HATTI