Son yıllarda zeytin ve zeytinyağı sektörüne yatırım yapan ülkeler sadece geleneksel Akdeniz üreticileriyle sınırlı değil. Artan küresel talep, iklim değişikliği, gıda güvenliği endişesi, ekonomik çeşitlendirme, kırsal kalkınma, teknolojik gelişmeler gibi nedenler birçok ülkeyi bu alanda yatırımlara yönlendiriyor. Biz de sektörün yeni ve yükselen aktörlerini mercek altına aldık.
///
Çölün ortasında yeşeren umut
Suudi Arabistan kadim zamanlardan beri çölün ve sıcak iklimin hüküm sürdüğü bir coğrafya olsa da son yıllarda tarım ve gıda güvenliği alanında gerçekleştirdiği atılımlarla adından söz ettirmeye başladı. ‘Vizyon 2030’ kapsamında gıda güvenliğini sağlamak ve ekonomiyi çeşitlendirmek için başlatılan çalışmalar kapsamında özellikle zeytin ağacı bu kurak topraklarda yeşeren yeni bir umut ve stratejik bir yatırım alanı haline geldi. Ülke, iklim koşulları göz önüne alındığında geleneksel bir zeytin üreticisi olmasa da vizyoner projeler ve büyük ölçekli yatırımlarla bu alanda önemli bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
HEDEF 10 MİLYON ZEYTİN AĞACI
Suudi Arabistan zeytincilik potansiyelini değerlendirmek üzere özellikle ülkenin kuzeybatısında yer alan El Cevf (Al Jouf) bölgesi başta olmak üzere bazı alanları belirledi. Ülkenin ulusal tarım geliştirme şirketi NADEC gibi büyük oyuncular bu alanda devasa yatırımlar yaparak on milyonlarca zeytin ağacı dikti. Hedef net: 20 milyon, hatta daha fazlasına ulaşmak. Bu ağaçlar, modern sulama teknikleri ve uzmanlaşmış tarım mühendisliği sayesinde çölün kalbinde yeşermeye devam ediyor.
PETROLE ALTERNATİF ARIYORLAR
Henüz geleneksel zeytinyağı devleriyle aynı ligde olmasa da kısa sürede önemli bir yol kat eden, devasa zeytinliklerin yanı sıra Asya’nın en büyük zeytin işleme tesislerinden birini kuran Suudi Arabistan, ilk etapta kendi zeytinyağı ihtiyacının önemli bir kısmını yerel üretimle karşılamayı, sonrasında da bölge ülkelerine ihracat yapmayı planlıyor.
///
Ejderin yeni damak tadı
Çin tarih boyunca ipekten çaya, porselenden baharata kadar pek çok değerli ürünle dünya ticaretine yön vermiş bir imparatorluk oldu. Geleneksel olarak pirinç, buğday ve soya fasulyesi gibi ürünlerle anılan Çin, son yıllarda Batı yaşam tarzının ve sağlıklı beslenme trendlerinin etkisiyle zeytinyağına olan ilgisini artırdı. Bu ilgi sadece bir tüketici olarak kalmayıp, kendi zeytin ağaçlarını yetiştirme ve zeytinyağı üretme arayışına da dönüştü.
Çin’de zeytin yetiştiriciliği 1960’lı yıllarda iklimin daha elverişli olduğu Sichuan, Gansu, Shaanxi, Yunnan ve Guangxi gibi eyaletlerde devlet destekli projelerle başladı. Ancak asıl ivme, 2000’li yıllardan sonra kazanıldı. Çin hükümeti, kırsal kalkınma ve gıda güvenliği stratejileri kapsamında zeytinciliği önemli bir tarım alanı olarak görüp büyük yatırımlar yaptı. Bu bölgeler, Akdeniz iklimine kısmen benzerlik gösteren mikro iklimlere sahip olduğundan günümüzde milyonlarca zeytin ağacı, Çin’in geniş topraklarında yeşermeyi sürdürüyor.
LÜKS OLMAKTAN ÇOKTAN ÇIKTI
Aslında Çin halihazırda dünyanın en büyük zeytinyağı ithalatçılarından biri konumunda. Zira; ülkede artan gelir seviyesi, sağlık bilincinin yükselmesi ve Batı mutfağına olan merak, zeytinyağı tüketimini hızla artırdı. Zeytinyağı lüks bir ithal ürün olmaktan çıkarak, Çin’in orta sınıf hanelerinde de kendine yer bulmaya başladı.
Üretim cephesinde ise Çin, nispeten yeni bir oyuncu olsa da büyük potansiyele sahip. Ülkenin sektöre yönelik hedefleri de oldukça iddialı. Hükümet, yerel üretimi artırarak ithalata bağımlılığı azaltmayı ve kırsal bölgelerde yeni istihdam alanları yaratmayı planlıyor. Bu kapsamda, yeni zeytinliklerin tesisi, modern sulama sistemlerinin kullanımı ve zeytinyağı işleme tesislerinin kurulması için büyük yatırımlar yapılıyor. Gelecekte, Çinli zeytinyağı markalarının sayısının artması hem yerel hem de bölgesel pazarlarda daha fazla tanınması bekleniyor.
///
Yeni dünyanın altın damlaları
Amerika Birleşik Devletleri geniş coğrafyası ve kültürel çeşitliliğiyle pek çok ürünün evi olmasına rağmen, zeytin-zeytinyağı nispeten yeni bir tutku olarak yeşermeye başladı. Zira, zeytinyağı uzun yıllar boyunca Amerikalıların sofralarında daha çok ithal bir lüks lezzet olarak yer aldı. Ancak, sağlıklı beslenme trendlerinin yükselişi ve Akdeniz diyetinin popülerleşmesiyle zeytinyağına olan ilgi hızla arttı, bu da sadece ithalatı değil, aynı zamanda yerel üretimi de tetikledi. ABD’de zeytin yetiştiriciliği, iklim koşullarının Akdeniz’e benzediği Kaliforniya’da yoğunlaşmış durumda. Özellikle Central Valley, Sacramento Valley ve Paso Robles gibi bölgeler, sıcak yazları ve ılıman kışlarıyla zeytin ağaçları için ideal ortama sahip. İlk zeytin ağaçlarının Kaliforniya’ya 18’inci Yüzyıl’da İspanyol misyonerler tarafından getirildiği biliniyor. Ancak ticari ölçekte zeytincilik ancak 20’nci Yüzyıl’ın sonlarından itibaren modern teknikler ve yoğun dikim sistemleriyle gelişti. Bugün Kaliforniya’da milyonlarca zeytin ağacı var ve bu sayı her geçen gün artıyor. ABD, zeytin ağacı varlığı açısından Akdeniz devlerinin gerisinde olsa da hızlı büyümesiyle dikkat çekiyor.
DÜNYANIN EN BÜYÜK İTHALATÇISI
ABD halen dünyanın en büyük zeytinyağı ithalatçısı konumunda. Yıllık 400 bin tonu aşan zeytinyağı ithalatıyla küresel zeytinyağı ticaretinde önemli bir yere sahip. Ancak ABD sadece bir ithalatçı değil, aynı zamanda iddialı bir yerel üretici olma yolunda da emin adımlarla ilerliyor. Ülkenin yerel zeytinyağı üretimi değişkenlik gösterse de son yıllarda 7-12 bin ton arasında. Bu üretim ülkenin toplam tüketimine kıyasla küçük kalsa da tüketicilerin yerel ve yüksek kaliteli ürünlere olan ilgisi, sektörün geleceği için umut verici. Hedefler de oldukça belirgin.
Amerika, yerel zeytinyağı üretimini artırarak hem gıda güvenliğini güçlendirmeyi hem de kaliteli ürünlerle tüketicilere daha fazla seçenek sunmayı amaçlıyor. Tüketicilerin sağlık ve ürünün menşei konusundaki bilincinin artması, yerel ve organik zeytinyağı üretimine olan talebi her geçen gün artırıyor. Modern sulama teknikleri, akıllı tarım uygulamaları ve iklim değişikliğine uyumlu zeytin çeşitlerinin geliştirilmesi, sektörün gelecekteki büyümesinde kilit rol oynuyor.
///
Kanguru ülkesinin zeytin rüyası
Avustralya uçsuz bucaksız kırları, eşsiz yaban hayatı ve kendine özgü kültürüyle bilinen bir kıta olsa da zeytin ağacının derin kökleriyle hiç akla gelmedi. Oysa son dönemde bu güneşli topraklarda Akdeniz’in yeşil mücevheri zeytin ağacı kendine yeni bir yuva buldu. İlk zeytin ağaçlarının 1800’lerin başında Avustralya’ya geldiği düşünülse de ticari zeytincilik 1990’lı yıllardan itibaren hızla gelişen modern bir tarım sektörü olarak filizlendi. Avustralya’da zeytin yetiştiriciliği Akdeniz iklimine benzerlik gösteren Güney Avustralya, Victoria, Yeni Güney Galler ve Batı Avustralya eyaletlerinde yoğunlaşmış halde. Bu bölgelerde modern tarım teknikleri ve yoğun dikim sistemleri kullanılarak kurulmuş geniş ölçekli zeytinlikler bulunuyor. Avustralya’nın zeytin ağacı varlığı (sayılar sürekli değişmekle birlikte) milyonlarla ifade ediliyor. Ve bu sayı yeni yatırımlarla artmaya devam ediyor.
KALİTESİYLE ADINI DUYMAYAN KALMADI
Avustralya zeytinyağı üretiminde geleneksel Akdeniz devleriyle kıyaslandığında daha küçük bir oyuncu ama kaliteye verdiği önemle dünya çapında adını çoktan duyurdu. Avustralyalı üreticiler genellikle yüksek kaliteli sızma zeytinyağı üretimine odaklanmış olup, üretimlerinin büyük çoğunluğu bu en üst kalitede.
Avustralya zeytinyağı tüketiminde de önemli bir pazar. Ülke kendi üretiminin yanı sıra önemli miktarda zeytinyağını da ithal ediyor. Kendi üretimleri iç piyasadaki yüksek kaliteli segmenti beslerken, ithalat genellikle daha uygun fiyatlı ürünler aracılığıyla genel talebi karşılıyor. Ülke, zeytinyağı üretimini istikrarlı şekilde artırarak, özellikle kaliteli sızma zeytinyağı pazarında daha güçlü bir küresel oyuncu olmayı hedefliyor. Araştırma ve geliştirme çalışmaları zeytin ağacının Avustralya iklimine adaptasyonunu artırmaya, su verimliliğini optimize etmeye ve yeni zeytin çeşitleri geliştirmeye odaklanmış durumda. Ayrıca, zeytin posasından elde edilen yan ürünlerin değerlendirilmesi ve biyoenerji gibi yenilikçi alanlar da ilgi görüyor.
///
Güneşin doğduğu yerde Akdeniz rüzgarları
Uzak Doğu’nun mistik ülkesi Japonya, samurayların, kiraz çiçeklerinin ve rafine mutfak kültürünün vatanı. Geleneksel olarak pirinç, soya ve balık ürünleriyle beslenen Japonya, son yıllarda Batı etkileşimleriyle yeni lezzetlere ve sağlıklı beslenme trendlerine de kapılarını açtı. Bu yeni misafirlerden biri de Akdeniz’in altın sıvısı zeytinyağı oldu.
İLK FİDAN 1908 YILINDA DİKİLDİ
Japonya’nın zeytinle tanışması diğer Asya ülkelerine göre daha köklü ise de ticari ve kültürel anlamda asıl gelişimi 21’inci Yüzyıl’da hız kazandı. Japonya’da zeytin yetiştiriciliği ülkenin batıdaki bazı adalarda ve kıyı bölgelerinde (özellikle Şodoşima Adası’nda) yoğunlaşmış durumda. Şodoşima, Japonya’da zeytinciliğin doğduğu yer olarak kabul ediliyor. Zira, ülkedeki ilk zeytin fidanları 1908’de buraya dikildi. Akdeniz iklimine kısmi benzerlik gösteren bu ada, Japon zeytin yetiştiriciliğinin sembolü haline geldi.
MİKTARI AZ AMA TADI SÜPER
Japonya da dünya genelinde önemli bir zeytinyağı ithalatçısı. Japon tüketicilerin yüksek gelir seviyeleri ve kaliteye verdikleri önem ithal zeytinyağlarının premium segmentine olan talebi artırdı. Her ne kadar Japon mutfağında geleneksel olarak fazla yer almasa da zeytinyağı artık hem modern Japon yemeklerinde hem de Batı mutfağının popülaritesiyle yaygın olarak kullanılıyor. Kendi yerel zeytinyağları ise miktarı az olmasına rağmen üstün kalitesiyle dikkat çekiyor.
///
Zeytin-zeytinyağında tango zamanı
Güney Amerika’nın uçsuz bucaksız topraklarında tangonun tutkulu ritimleriyle coşan Arjantin aynı zamanda Akdeniz’in yeşil mücevheri zeytin ağacına da kucak açmış. Zeytin ağacının Arjantin’e gelişi, İspanyol sömürgecileriyle 16’ncı Yüzyıl’a uzanıyor. Rivayete göre ilk zeytin fidanları İspanyol Krallığı’nın Yeni Dünya’da zeytin yetiştiriciliğini engelleme çabalarına rağmen, gizlice getirildi ve ülkenin batı bölgelerine ekildi. Zamanla bu ağaçlar And Dağları’nın gölgesinde kök saldı ve Arjantin tarımının önemli bir parçası haline geldi.
GLOBALDE ÖNEMLİ BİR OYUNCU
Kuru iklimleri, güneşli günleri ve dağlardan gelen eriyen kar sularıyla beslenen verimli topraklarıyla ünlü La Rioja, Catamarca, San Juan, Mendoza ve Córdoba’daki 80 milyondan fazla zeytin ağacıyla Arjantin, Latin Amerika’da zeytinyağı üretiminde lider konumda. Küresel zeytinyağı üretiminde ilk 10’da yer almasa da Güney Yarımküre’de önemli bir oyuncu. Ürettiği zeytinyağının önemli bir kısmını ABD, Brezilya ve diğer Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere çeşitli pazarlara ihraç eden Arjantin, ‘karşı-sezon’ üretimi yapabilme yeteneğiyle global tedarik zinciri için önemli bir oyuncu. Arjantin zeytin ağacı varlığını ve zeytinyağı üretimini artırarak hem iç talebi karşılamayı hem de küresel pazardaki payını yükseltmeyi hedefliyor.
///
And Dağları’nın gölgesindeki sıvı altın
Şili ince uzun coğrafyasıyla, kuzeydeki kurak çölleri güneydeki buzullara kadar uzanan iklim ve coğrafi çeşitliliğin en nadide örneklerinden. Zeytin ağacının Şili topraklarına gelişi tıpkı komşusu Arjantin gibi İspanyol sömürgecileriyle 16’ncı Yüzyıl’a dayanıyor. Ancak modern ticari zeytincilik ülkenin geçmişte yaşadığı depremler ve diğer zorluklar nedeniyle uzun yıllar geri planda kaldı. 1990’ların sonları ve 2000’li yılların başından itibaren zeytin ve zeytinyağı sektöründe adeta bir yeniden doğuş yaşandı.
Şili’de zeytin yetiştiriciliği Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü ve And Dağları’ndan gelen eriyen kar sularıyla beslenen topraklarda yoğunlaşmış durumda. O’Higgins, Maule, Coquimbo ve Metropolitana gibi bölgeler zeytin ağaçları için elverişli koşullar sunan yerlerin başında. Süper yoğun veya ultra yoğun dikim sistemlerinin giderek yaygınlaştığı Şili, Latin Amerika’da Arjantin’den sonra en büyük ikinci zeytinyağı üreticisi konumunda ve küresel pazarda hızla yükselen bir oyuncu.
İSTİKRARLI ŞEKİLDE BÜYÜYORLAR
Şili zeytinyağı sektörünün temel felsefesi kalite. O nedenle üretilen zeytinyağının çok büyük bir kısmı üstün kalite göstergesi olan sızma zeytinyağı sınıfında. Şili’de hem büyük ölçekli modern çiftlikler hem de butik üreticiler tarafından yönetilen birçok seçkin zeytinyağı markası var. Ve bu markalar kaliteleri ve benzersiz teruarlarıyla yerel ve uluslararası pazarda söz sahibi. Lezzetin yanında sürdürülebilirlik, çevreye duyarlılık ve izlenebilirlik konularında da öncü rol oynuyorlar.
Şili’nin zeytinyağında hedefi oldukça iddialı ve stratejik. Üretimini ve ihracatını istikrarlı bir şekilde artırmayı hedefliyor. Özellikle Asya ve diğer gelişmekte olan ülkeleri yeni ihracat kapıları olarak görüyor.
///
İnka topraklarında göçle yeşeren miras
Güney Amerika’nın batı kıyısında yer alan, İnka uygarlığının kadim toprakları Peru, And Dağları'nın görkemi, Pasifik Okyanusu’nun esintisi ve mistik çöl manzaralarıyla biliniyor. Zeytin ağacı bu coğrafyaya 16’ncı Yüzyıl’da İspanyol fatihlerin gelmesiyle ayak bastı. Dolayısıyla zeytin yetiştiriciliğinin kökleri oldukça derin.
YENİ DÜNYA’DA İLK BULUŞMA YERİ
Bazı kaynaklara göre zeytin ağacının Yeni Dünya’da toprakla buluştuğu ilk ülke. Bu ağaçlar yüzyıllar boyunca yerel mutfak ve kültürün parçası haline geldi, halk için de önemli bir besin ve geçim kaynağı oldu. Pasifik’in nemli havasının ve dağlardan gelen su kaynaklarının etkisiyle zeytin ağaçları için uygun koşullar sunan Arequipa, Tacna, Moquegua, Ica ve Lima gibi bölgeleriyle de Güney Amerika’da önemli bir zeytin ve zeytinyağı üreticisi konumuna yükseldi.
ÖNCELİK İÇ PAZAR, İHRACAT SONRA
Peru ürettiği zeytinyağının önemli bir kısmını iç pazarda tüketen bir ülke. İhracat cephesinde ise ağırlık sofralık zeytinde. ‘Botija’ olarak bilinen, kendine özgü bir tadı bulunan siyah salamura zeytinler ABD ve Avrupa’da oldukça gözde. Peru zeytinyağı sektöründe katma değeri artırmayı ve uluslararası pazarda ‘Peru zeytinyağı’ markasını oluşturmayı hedefliyor.
///
Pampas’ın yeşil damlaları
Güney Amerika’nın Atlantik kıyısında, Arjantin ve Brezilya’nın arasında yer alan Uruguay, genellikle sığır eti, şarapları ve uçsuz bucaksız pampaslarıyla tanınır. Ancak son 20 yılda bu topraklarda kadim ağaç zeytin sessiz sedasız kendine yeni bir yer edindi. Zeytin ağacının Uruguay’a ilk olarak 18’inci Yüzyıl’da göçmenler tarafından getirildiği düşünülse de ticari ölçekte zeytincilik 2000’lerin i başından itibaren büyük ivme kazandı. Ülkenin elverişli iklimi ve girişimci ruhu bu alanda hızlı büyümenin önünü açtı.
OKYANUSUN YUMUŞATICI ETKİSİ
Ülkede zeytin yetiştiriciliğinin yaygın olduğu yerler Maldonado, Canelones, Colonia, San José ve Rocha. Bu bölge, Atlantik Okyanusu’nun yumuşatıcı etkisiyle zeytin ağaçları için ideal ılıman kışlar ve yeterli yağış alan yazlar sunmasıyla popüler. Verimli topraklarda modern ve bilinçli tarım yapılan Uruguay 10 milyondan fazla zeytin ağacına sahip. Güney Amerika’da zeytinyağı üretimi açısından henüz Arjantin ve Şili kadar büyük hacme sahip olmasa da kaliteye verdiği olağanüstü önemle dikkat çekiyor. Kuzey Yarımküre’nin hasat mevsimi dışında üretim yapabilme yeteneğiyle global tedarik zincirleri için stratejik avantaj sunan Uruguay’ın başlıca ihracat pazarları ise Brezilya, ABD, Kanada.
///
Aztek topraklarında Akdeniz esintisi
Meksika renkli kültürü, zengin tarihi ve kendine özgü mutfağıyla bilinen bir ülke. Mariachi ezgilerinin yankılandığı bu topraklara zeytin ağacı 16’nci Yüzyıl’da İspanyol gemicilerle ulaştı. Yeni Dünya’ya getirilen ilk zeytin fidanlarından bazıları Meksika’da misyonerler aracılığıyla ekildi. Ancak İspanyol Krallığı’nın kendi zeytinyağı üretimini koruma politikaları nedeniyle Meksika’da zeytincilik uzun yıllar sınırlı kaldı. Buna rağmen bazı bölgelerde zeytin ağaçları hayatta kalmayı ve yerel bir miras olarak varlığını sürdürmeyi başardı.
ÜRETİM ARTACAK, İTHALAT BİTECEK
Meksika’da zeytin yetiştiriciliği ülkenin kuzeybatısında yer alan Kaliforniya Yarımadası’nda (Baja California) yoğunlaşmış durumda. Baja California, Sonora, Coahuila, Puebla ve San Luis Potosí gibi eyaletler, zeytin ağaçları için uygun koşullar sunan iklimleriyle sektörün büyümesinde kilit rol oynuyor. Meksika, Latin Amerika’da önemli bir zeytin-zeytinyağı tüketicisi ve aynı zamanda yerel üretimini artırmaya çalışan bir ülke. Meksika’nın kendi zeytinyağı üretimi, iç tüketiminin henüz küçük bir kısmını karşılıyor. Bu nedenle hala büyük bir zeytinyağı ithalatçısı. İspanya, İtalya ve Yunanistan, Meksika’nın başlıca tedarikçileri. Meksika’nın hedefi üretimini artırarak ithalata bağımlılığını azaltmayı ve yerel ürünlerin pazar payını yükseltmek.