Gıda değil, bilim temelli medikal zeytinyağı

Kuruculuğunu Özyeğin Üniversitesi İşletme ve Oxford Saïd Business School mezunu Muhittin İşler’in yaptığı Milsora Gıda, Tarım, Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., ‘Milsora’ markasıyla ürettiği Avrupa Sağlık Beyanı belgeli bilim temelli medikal zeytinyağı ile zeytin ağacının binlerce yıllık mirasını, 21’inci Yüzyıl’ın bilimsel ve etik standartlarıyla buluşturuyor. Milsora’yı Türkiye’den doğan, ilaç formülasyonu geliştirme vizyonuna sahip bir Ar-Ge platformuna dönüştüren ve geçtiğimiz günlerde Atina’dan aldığı Selected International Bronze Ödülü ile bir anlamda bilim temelli bir onayla yol teyidi alan Muhittin İşler’le akciğer kanseri üzerine odaklanmalarından medikal zeytinyağı

ile HIV/AIDS arasındaki bağlantıya, hedeflerden Milsora’nın Türkiye için anlamına kadar birçok konuyu konuştuk. İşte, ayrıntılar…

YÜKSEK KALİTELİ ZEYTİNYAĞINDAN İLACA

* 2022’de, “Gıda değil, medikal zeytinyağı” başlığıyla dergimizde yer almıştınız. Aradan geçen sürede Milsora’da neler değişti, bugün neredesiniz?

- Evet, 2022’deki o röportaj bizim için bir başlangıç sayfasıydı. O zaman daha çok ‘Neden gıda değil de medikal zeytinyağı?’ sorusuna cevap veriyor, ürünümüzün klasik natürel sızmadan farkını anlatıyorduk. Bugün aynı ürünü çok daha derin bir bilimsel çerçeveyle ele alıyoruz.

Akciğer kanseri ve HIV/AIDS odağında zeytinyağının içeriğindeki fenolik bileşiklerin potansiyel etkilerini inceleyen bir araştırma hattımız var. Kısacası, Milsora artık sadece ‘yüksek kaliteli zeytinyağı’ değil; Türkiye’den doğan, ilaç formülasyonu geliştirme vizyonuna sahip bir Ar-Ge platformu.

ATİNA’DAN O ÖDÜL BİZE YOL TEYİDİ OLDU

* Milsora Medikal Zeytinyağı’nı klasik natürel sızma zeytinyağından ayıran temel farklar neler?

- Klasik natürel sızmada ana hedef genelde lezzet ve mutfak performansıdır. Bizim çıkış noktamız ise ‘fenolik profil.’ Yani, zeytinyağının içindeki oleokantal, hidroksitirozol gibi fenolik bileşiklerin miktarı, dengesi ve bunların sağlıkla ilişkili parametreleri. Bu yüzden üretimimizi tarladan şişeye kadar farmasötik disipline yakın bir çerçevede kurguluyoruz. Kontrollü hasat, sıcaklık ve süre gibi soğuk sıkım parametrelerinin standartlaştırılması, bağımsız laboratuvar analizleri ve Avrupa Sağlık Beyanı yönetmeliklerine referans alan bir kalite sistemi bizim için olmazsa olmaz.

Burada çok önemli bir noktayı da şeffaflıkla paylaşmak isterim. Son ürettiğimiz partide fenolik bileşik seviyemiz, Avrupa Sağlık Beyanı eşiğinin bir miktar altında kaldı. Bunu gizlemek yerine analiz raporlarımızda açıkça not ediyoruz. Tam da bu noktada Atina’dan aldığımız Selected International Bronze Ödülü devreye giriyor. Bu ödülü veren WOCH adlı kâr amacı gütmeyen komite, zeytinyağını sadece lezzete göre değil, fenolik bileşiklerden kaynaklanan sağlık etkileri üzerinden değerlendiriyor. Misyonları; sağlık beyanı taşıyan zeytinyağını sertifikalandırmak, üreticileri eğitmek, zeytinyağı ve tüm zeytin ürünlerinin sağlığı koruyucu ve terapötik özellikleri üzerine hedefli araştırmaları desteklemek ve bu amaçla dünya genelinde analiz, Ar-Ge ve standart geliştirme çalışmaları yürütmek.

Yani bizim Atina’dan aldığımız bu ödül mutfak başarısından çok daha fazlasını, zeytinyağımızın farmasötik potansiyeline odaklanan, dünyada parmakla sayılabilecek az sayıdaki üretici arasına girdiğimizi gösteren, bilim temelli bir onay niteliğinde. Fenolik profilimizde her zaman daha yükseğini hedefliyoruz ama bugünkü seviyede bile ‘sağlık’ vurgusuyla değerlendiren uluslararası bir jüriden ödül almak bizim için önemli bir ’yol teyidi’ oldu.

NEDEN AKCİĞER KANSERİNE ODAKLANDIK?

* Akciğer kanseri üzerine odaklanmanızın özel bir nedeni var mı?

- Akciğer kanseri hem Türkiye’de hem dünyada halen en yüksek mortalite oranlarından birine sahip. Sigara, hava kirliliği, iş güvenliği ihlalleri gibi faktörler birleşince, önleyici yaklaşımlar ve tamamlayıcı destek alanında ciddi bir boşluk olduğunu görüyoruz. Biz Milsora’da şu soruyu soruyoruz: ‘Zeytinyağının güçlü antioksidan ve antiinflamatuvar profili, akciğer kanserinde önleyici veya tamamlayıcı bir rol oynayabilir mi?’ Şu an yaptığımız şey literatür, laboratuvar analizleri ve formülasyon çalışmalarıyla bu soruyu bilimsel çerçevede yanıtlamaya çalışmak. Henüz ‘İlaçtır, tedavi eder’ gibi bir iddiamız yok, ama bu potansiyeli klinik aşamaya taşıyacak zemini kuruyoruz.

HIV/AIDIS İÇİN DE BİR UMUT OLABİLİR Mİ?

* HIV/AIDS’i de çalışma alanınıza dahil ettiğinizi söylüyorsunuz. Medikal zeytinyağı

ile HIV/AIDS arasındaki bağlantı nedir?

- HIV/AIDS ile yaşayan bireylerde bağışıklık sistemi ve kronik inflamasyon yönetimi çok kritik. Zeytinyağının fenolik bileşenleri bu alanlarda bilimsel literatürde sıklıkla tartışılıyor. Biz de, ‘HIV/AIDS ile yaşayan bireyler için medikal zeytinyağı bazlı bir formülasyon, yaşam kalitesini destekleyici tamamlayıcı bir rol oynayabilir mi?’ sorusunu masaya koyduk. Burada da aynı prensibe sadığız. Araştırma, analiz ve formülasyon geliştirme sürecindeyiz. Hedefimiz, klinik çalışmalarla desteklenmiş, regülasyonlara tam uyumlu bir ürün ailesi oluşturmak.

KESİN BAŞVURUYA RESMİ DAVET ALDIK

* Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın HAMLE Stratejik Ürün Programı’na yaptığınız başvuru sektörde çok konuşuldu. Bu süreç nasıl gelişti?

- Türkiye’de zeytinyağı denince akla çoğunlukla gıda, gastronomi ve ihracat geliyor. Biz ise ilk kez zeytinyağını ‘ilaç formülasyonu geliştirme’ başlığı altında bir kamu programına taşıdık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı HAMLE Stratejik Ürün Programı’na, ‘Türkiye’nin ilk zeytinyağı temelli ilaç formülasyonu geliştirme projesi’ olarak başvurduk. Ön başvurumuz onaylandı ve kesin başvuruya resmi davet aldık. Bu, projenin hem teknik derinliğinin hem de stratejik öneminin kamu otoriteleri tarafından görüldüğü anlamına geliyor. Sonrasında ise çeşitli stratejik sebeplerle projeyi kesin başvuru aşamasında beklemeye alma kararı verdik. Finansman yapısı, potansiyel uluslararası ortaklıklar, regülasyon takvimi ve ihracat stratejisi gibi taşları tam yerine oturtmadan sırf hız uğruna ilerlemek istemedik.

VAZGEÇİŞ DEĞİL, UZUN VADELİ BİR STRATEJİ

* Bu bekleme kararı bazı okurlara “Vazgeçtiler mi?” diye görünebilir. Siz nasıl yorumluyorsunuz?

- Tam tersine; bu bir vazgeçiş değil, uzun vadeli bir strateji. İlaç geliştirme dünyasında yanlış zamanda atılan bir adım yıllarca emek verdiğiniz fikri zayıflatabiliyor. Biz Milsora’da bir ‘trend ürünü’ değil, sürdürülebilir bir bilimsel platform kurmaya çalışıyoruz. Hem Türkiye’deki mevzuata hem de uluslararası pazarlardaki beklentilere aynı anda cevap verecek bir iş modeli kurmadan, sadece acele etmek için kesin başvuru yapmak istemedik. Kısacası, bugün beklemek yarın çok daha güçlü ve kalıcı adımlar atabilmemiz için.

HEM RAFLARDA HEM DE LABORATUVARDA

* Kısa vadede Milsora’yı nerede göreceğiz? Raflarda mı, laboratuvarda mı?

- Aslında ikisinde birden. Bir yandan Balıkesir Gömeç’teki kendi zeytinliklerimizden elde ettiğimiz medikal zeytinyağını yüksek fenolik profilli, analiz raporlarıyla desteklenmiş bir ürün olarak seçili kanallarda konumlandırıyoruz. Diğer yandan akciğer kanseri ve HIV/AIDS odaklı formülasyon çalışmalarımız laboratuvar tarafında devam ediyor. Yani bugün Milsora şişesini eline alan biri sadece bir zeytinyağı değil, arkasında ilaç geliştirme vizyonu olan bir Ar-Ge hikâyesine de ortak oluyor.

DÜNYAYA SÖYLEYECEĞİMİZ YENİ BİR SÖZ

* Milsora’nın Türkiye için anlamını nasıl tarif edersiniz?

- Ben Milsora’yı, ‘zeytinyağı ülkesi’ olan Türkiye’nin kendi bilimsel kaslarını kullanarak dünyaya söyleyebileceği yeni bir söz olarak görüyorum. Bugün İtalya, İspanya, Yunanistan güçlü markalar yaratabildiyse biz neden fenolik profili bilimsel olarak ölçülmüş, sağlık etkileri uluslararası komiteler tarafından ödüllendirilmiş, ilaç geliştirme vizyonu olan bir medikal zeytinyağı markasını dünyaya sunmayalım? Eğer bu hikâyeyi doğru kurarsak hem üreticimiz ve çiftçimiz kazanacak hem bilim insanlarımız için yeni bir çalışma alanı doğacak hem de uzun vadede hastalar için yeni tamamlayıcı seçenekler çıkacak. Milsora’nın hayali tam olarak bu! Zeytin ağacının binlerce yıllık mirasını, 21’inci Yüzyıl’ın bilimsel ve etik standartlarıyla buluşturmak.

TÜRKİYE ÇIKIŞLI MEDİKAL ZEYTİNYAĞI ÖYKÜSÜ

* Son olarak, Milsora’yı tek cümleyle anlatmanız gerekse…

- Milsora, bir damla zeytinyağının içindeki bilimi, akciğer kanseri ve HIV/AIDS gibi ağır hastalıkların gölgesinde yaşayan insanların yararına dönüştürmeye çalışan Türkiye çıkışlı bir medikal zeytinyağı Ar-Ge hikâyesidir.

ÜCRETSİZ KEŞİF 0542 246 88 33 WHATSAPP HATTI