Son yıllarda zeytincilik, artan verimlilik ve mekanizasyon ihtiyacı doğrultusunda bir dönüşüm geçiriyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan çeşitlerden biri de İspanya’dan dünyaya yayılan ‘Arbequina’… Erken meyveye yatma yeteneği, bodur yapısı ve en önemlisi süper yoğun dikim sistemlerine gösterdiği olağanüstü adaptasyon geleneksel zeytincilik anlayışının sınırlarını zorlayan ‘Arbequina’yı Olivesun’un kurucusu Fatih Oğuz’dan dinledik.
Dünya genelinde son yıllarda artan mekanizasyon ve sürdürülebilir tarım eğilimleri doğrultusunda bodur veya yarı bodur zeytin çeşitlerine olan ilgi arttı. Bu çeşitler arasında ‘Arbequina’, yüksek verim potansiyeli, erken meyveye yatma özelliği ve üstün yağ kalitesi ile öne çıkıyor. Türkiye’de özellikle Ege ve Güney Marmara’da sık dikim sistemlerinin yaygınlaşması bu çeşidin adaptasyonunu artırmış bulunuyor.
İSPANYA’DA DOĞDU, DÜNYAYA YAYILDI
Kökeni İspanya’nın Katalonya bölgesine dayanan, özellikle yoğun (intensive) ve süper yoğun (super-intensive) dikim sistemlerine yüksek adaptasyon göstermesiyle öne çıkan bir yağlık zeytin genotipi olan ‘Arbequina’ zeytin ağacı, düşük taç yüksekliği ve kompakt dallanma formu ile tanımlanıyor.
* Büyüme gücü: Düşük-orta düzeyde, ‘bodur’ yetiştirme sistemlerine uygun.
* Yaprak morfolojisi: Küçük, eliptik-mızrak biçiminde, orta genişlikte.
* Meyve özellikleri: Küçük, yuvarlak-simetrik formda ve olgunlaştığında siyah renkte. Çekirdek/et oranı orta seviyede.
* Verimlilik: Çeşit kendi kendine verimli olup, tozlayıcı ihtiyacı düşük.
* Dayanıklılık: Soğuğa karşı orta düzeyde dayanıklı, dal kanseri (pseudomonas syringae pv. savastanoi) gibi bazı hastalıklara duyarlılık gösterebiliyor.
ZEYTİNDE ERKEN VERİMİN ŞAMPİYONU
‘Arbequina’, erken meyveye yatma özelliğiyle ekonomik verime kısa sürede ulaşır.
* Geleneksel sistemlerde 2-3 yıl içinde ürün alınabiliyor.
* Yağ oranı: Yüzde 18-22 arasında değişiyor. Erken hasatta bu oran yüzde 16’ya kadar düşebiliyor.
* Dikim sistemleri: Sık (intensive) ve süper sık (super-intensive) sistemlerde 78-258 ağaç/dekar yoğunlukta yetiştirildiğinde yüksek alan verimi sağlıyor.
* Yoğun dikimle birlikte ağaç başına verim düşse de toplam alan verimi artıyor.
Türkiye’de son yıllarda gelişen yoğun dikim sistemleri ile ‘Arbequina’ çeşidi giderek yaygınlaşıyor.
* Kültürel işlemler: Sulama, budama ve dikim mesafesinin bölgesel iklim koşullarına göre optimize edilmesi gerekiyor.
* Adaptasyon: Toprak yapısı, sıcaklık rejimi ve su yönetimi faktörleri dikkate alınarak adaptasyon çalışmaları yapılmalı.
* Hastalık-zararlı yönetimi: Bölgeye özgü entegre mücadele yöntemleri uygulanmalı.
MAKİNELİ HASATIN DA YILDIZI
‘Arbequina’ zeytin ağacının morfolojik özellikleri, mekanik hasada yüksek uyum sağlıyor.
* Düşük taç yüksekliği, titreşimli sarsıcılar ve yan toplamalı hasat makineleri ile verimli çalışmayı mümkün kılıyor.
* Meyve sapının kopma direnci düşük olduğundan ürün kaybı ve zeytin yaralanması minimum düzeyde.
* Homojen olgunlaşma özelliği sayesinde tek seferde toplu hasat yapılabiliyor.
* Bu özellikleri nedeniyle İspanya, Portekiz ve Şili gibi ülkelerde süper yoğun plantasyonlarda en yaygın kullanılan çeşitlerden biri.
* Türkiye’de, örneğin Çanakkale-Ezine’de hasat makineleri ile günlük 60-70 dönüm alan verimli biçimde hasat edilebiliyor.
GURME LEZZET SEVENLER İÇİN
‘Arbequina’ zeytinlerinden elde edilen zeytinyağları, yüksek kalite profili ve tatlımsı aromatik yapısı ile öne çıkıyor.
* Serbest asitlik: Yüzde 0.2-0.4 aralığında olup ‘natürel sızma zeytinyağı’ sınıfında.
* Polifenol içeriği: ‘Picual’ gibi çeşitlere göre daha düşük olmakla birlikte, bu durum yağın yumuşak içimli ve düşük acılı olmasını sağlıyor.
* Tat profili: ‘Tatlı’, ‘bademsi’ ve ‘yeşil elma’ aromaları baskın. Bu nedenle gurme ve soğuk tüketim alanlarında tercih ediliyor.
* Yağ asidi bileşimi: Yüksek oleik asit oranı sayesinde oksidatif stabilite ve raf ömrü uzun.
EGE VE MARMARA’DA YAYGIN
‘Arbequina’, modern zeytincilikte mekanizasyon ve kaliteyi bir arada sunan en uygun çeşitlerden biri.
Mekanik hasada elverişliliği, erken verime yatması ve yüksek kaliteli zeytinyağı üretimi sayesinde Türkiye’de özellikle Ege ve Güney Marmara’da hızla yaygınlaşıyor.
Çeşidin sürdürülebilir ve kârlı biçimde yetiştirilebilmesi için, bölgesel adaptasyon araştırmaları ve kültürel uygulamaların optimize edilmesi öneriliyor.